Ana Sayfa Eğitim Kısa Gezi Yazısı Örnekleri (Öğretmenden)

Kısa Gezi Yazısı Örnekleri (Öğretmenden)

Kısa Gezi Yazısı Örnekleri

Gezi yazısı, yazarın, gezip, gördüğü, dolaştığı ve izlenimlerini paylaşmak, gördüğü yerlerin özelliklerini anlatmak için kaleme aldığı yazı türüdür. Çok eski tarihlerden beri Türk edebiyatında var olan bu yazı türü, daha önceki yüzyıllarda seyahatname olarak adlandırılmakta idi. Gezip gören ve izlenimlerini anlatan kişiye de seyyah denirdi. Gezi yazılarının başlıca özelliği gidip görülen yerler hakkında verilen bilgilerin doğru ve gerçek olmasıdır. Yazıya sade bir üslup hakimdir. Bu açıdan yan disiplinler olan tarih, coğrafya, toplum bilimi, edebiyat gibi alanlar için kaynak metin özelliği taşımaktadır.

Dünya edebiyatında verilen tanınmış ve bilinen ilk gezi yazısı örnekleri, Marco Polo ve İbni Batuta tarafından verilmiştir. Bu türün Türk edebiyatındaki ilk örneği ise Seydi Ali Reis tarafından Miratül-Memalik eseri ile verilmiştir. Bilinen en önemli örneği ise Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesidir.

Gezi Yazısı Türünün Belli Başlı Özellikleri

Kısa Gezi Yazısı Örnekleri

  • Yazarın yurt içinde ya da yurt dışında gezip gördüğü yerlerin özelliklerini ve ilgi çekici noktalarını anlattığı türe gezi yazısı denilmektedir.
  • Yazar, gezi esnasında birçok farklı yer görür ve birçok farklı insanla tanışır. Tüm bu bilgileri hafızada tutmak güç ve yanıltıcı olacağından gezi yazısı kaleme almak için gezi sırasında not alınması ve izlenimlerin anında yazıyı aktarılması gerekmektedir.
  • Gezi yazısında yazarın gezdiği yerleri anlatması ve anlatımı sırasında uydurma, yanlış bilgiler vermemesi gerekmektedir. Aksi halde gezi yazısının güvenilirliği sarsılır.
  • Okurun, anlatılanları daha iyi algılaması ve gözünde canlandırabilmesi için gezi yazısı yazarken özellikle betimleme tekniği sıklıkla kullanılır.
  • Özellikle kısa gezi yazısı örnekleri kaleme alınırken, kullanılan üslup özelliklerine ve doğru anlatıma dikkat edilmelidir.
  • Gezi yazısı yazmak için, yazarın çevresini gözlemleme yeteneğinin yetkin olması gerekmektedir.
  • Özellikle eski zamanlarda başka ülkeleri, gidip görmek zor ve zaman aldığı için gezi yazısı ile uzak ülkelerin doğası, insanları, yaşayış biçimleri, kültür yapıları kaleme alınarak, yazarlar tarafından kendi milletlerine tanıtılmıştır.
  • Gezi yazıları kısa gezi yazısı ya da uzun gezi yazısı olabilecek şekilde çok yönlü anlatım olanakları ile kaleme alınabilir. Gazete, dergi günümüzde internet ortamında yayınlanan gezi yazıları kitap olarak da okuyucu ile buluşmaktadır.
  • Gezi yazısı yazarken dikkat edilmesi gereken, okuyucuyu sıkmayacak, merakla okumasına sağlayacak ve okuyucuda anlatılan yerleri görme isteği uyandıracak bir anlatım tarzı benimsenmesidir.
  • Yazarın gezi yazısında anlattıkları daha önceki yazıları ile çelişmemelidir.
  • Gezi yazarlığı usta bir gözlem bakış açısı ve kıvrak bir zeka ile birlikte zengin bir kültür birikimine sahip olmayı gerektirir. Bu sayede anlatılan yerler, ustalıkla okuyucuyu aktarılabilir.

Gezi Yazısının Belirleyici Özellikleri Nelerdir?

Kısa Gezi Yazısı Örnekleri

Gezi yazısı özellikle röportaj ve anı türleri ile karıştırılmaktadır. Ancak gezi yazısının belirleyici özellikleri sayesinde diğer türler ile ayrım yapabilmek oldukça kolaydır.

  • Gezi yazıları kaleme alınırken çoğu kez olaylar kronolojik zaman çizelgesi ilerler.
  • Yazarın anlattıkları doğru ve dürüst bir anlatımla kaleme alınmalıdır. Ne görüldüyse o anlatılmalı, uydurma ya da ekleme yapılmamalıdır. Yazar anlattıklarının doğruluğunu desteklemek için çeşitli veriler kullanabilir; fotoğraf ya da belge toplayabilir.
  • Gezi yazısını anı türünden ayıran başlıca unsur, gezi yazısının gezilip görülen yerlerin peşi sıra kaleme alınması, bu yerler hakkında notlar tutulması ve çeşitli verilerin toplanmasıdır. Oysa anı türü, geçmişe dair bir anının, doğruluk payını kanıtlamak için herhangi bir bilgi toplanmasına gereksinim duymadan kaleme alınmasıdır.
  • Yazar, gezi yazısında betimleyici, açıklayıcı, tartışmalı ve öyküleyici anlatım tarzlarını kullanmaktadır. Nesnel verilerden yararlanırken, karşılaştırma, örnekleme, tanık gösterme gibi yöntemler kullanılabilir.
  • Gidilen yerlerde fotoğraf çekimi yapmak ve gezi yazısına bunları eklemek, gezi yazısının etkisini arttırmaktadır.

Gezi Yazısı Türünün Tarihsel Gelişimi Ve Temsilcileri

Kısa Gezi Yazısı Örnekleri

Esasında gezi yazısının tarihi geçmişi ve gelişimi oldukça eski tarihlere kadar uzanmaktadır. İnsanların uzak diyarları ve ülkeleri merak etmeleri, onları farklı yerlere gitmeye teşvik etmiştir. Gezip görülen yerlerin özelliklerini ve farklılıklarını kaleme alma isteği ise bu diyarlarda gördüklerini kendi ülkeleri ile paylaşma arzusuna dayanmaktadır. Bu şekilde zaman içerisinde gezi yazısı daha kapsamlı ve sistemli bir yazı türü olarak günümüze kadar gelmiştir.

Gezi yazısı türü eski Yunanistan’dan başlayarak günümüze kadar farklı ülkelerden birçok yazarın, gezginin ya da şairin gezip gördükleri yerleri anlatması ile günümüzdeki şeklini almıştır. Özellikle gezginlerin ve elçilerin, gezi yazısının oluşumunda etkileri oldukça büyüktür. Gezi türünün ilk önemli eserini, Venedikli ünlü gezgin Marco Polo ve yine ünlü bir Arap gezgini olan İbni Batuta vermiştir. Özellikle tarihçiler başta olmak üzere gezi yazısı örnekleri, coğrafya, edebiyat gibi alanlara kaynaklık etmektedir. Türk edebiyatında ise Seydi Ali Reis, Miratül-Memalik adlı eserinde uzak diyarlardaki gözlemlerini ve yaşadığı olayları kaleme alarak, edebiyatımızda başarılı gezi yazısı türünün önemli bir örneğini vermiştir. En bilinen seyahatname örneği Evliya Çelebi’nin Seyahatname’sidir.

Kısa Gezi Yazısı Örnekleri

Kısa Gezi Yazısı Örnekleri

Deyrulzafaran Manastırı

Çocukluğumdan beri kültürel değerlere ve sanat eserlerine olan ilgim beni hep uzak diyarlara sürüklemiştir. Özellikle üniversite arkadaşlarımızla toplanıp, Deyrulzafaran Manastırı’na gitmeye karar verdiğimizde heyecanım giderek artmıştı. Deyrulzafaran Manastırı’nın konum olarak merkezi yaşam alanına uzak olması dolayısıyla kişisel araçlarımızla o bölgeye gitmeye karar verdik. Ben dahil gezi grubumuz toplam beş kişi olduğundan tek bir araç yeterli olmuştu. Ağustos ayında olmamız ve havanın neredeyse 50 dereceye varan sıcaklığı nedeniyle yolculuğumuzu neredeyse yarım bırakmak zorunda kalacaktık. Neyse ki Deyrulzafaran Manastırı’nı görmek için duyduğumuz istek daha baskın geldi.

Yol sırasında oldukça toz yuttuğumuzu söylemeliyim. Ana caddeden çıktıktan sonra engebeli, dar ve toprak bir yoldan yarım saat kadar gittikten sonra, bir tepenin üzerine kurulu olan Deyrulzafaran Manastırı’nı gördük. Dışarıdan baktığımızda, kahverengi taşların azameti ile Manastırın duruşu bizi oldukça etkiledi. Bir an önce içeriyi görmek için sabırsızlanıyorduk. Esasında bu yapının bu kadar ilgimi çekmesini sağlayan etken; Süryanilerin Manastırı, kiliseye çevirmeden önce çok daha eski bir tarihinin olduğunu bilmemdi. İçeriye girdiğimizde bizi daha önce telefonda konuştuğumuz Süryani rehber karşıladı. Kısa bir sohbetin ardından Manastırı dolaşmaya başladık.

İlk göze çarpan büyük ve geniş kapısı idi. Yüzyıllar boyunca burada insanların ibadetine açılan bu kapı, üzerinde bir insanın sahip olabileceğinden daha fazla hatıraya sahipti. Yüzlerce yıllık taşlar arasında Güneş Tapınağı bizi en çok büyüleyen yer oldu. Roma tarihine kadar dayanan bu Tapınak, manastırın zemininden aşağıda bir alandaydı.

Biz etrafı incelerken Süryani rehber, bize Manastırın tarihi ve oluşumu hakkında bilgi veriyordu. Manastırın yıllar içerisinde aldığı en büyük hasar, Moğol istilası sırasında olmuştu. Moğol askerlerinin çıkarttığı yangından sağ kurtulan alanlarda hala o tarihe dayanan yanık izleri taşların üzerinde duruyordu. Bu mekanda sanki zaman önemini yitirmiş; geçmiş ve şimdi birbirine karışmış gibiydi. Özelikle hala Süryanilerin ibadetine açık bir ibadethane olması dolayısıyla Manastırda turistlere açılan gezi alanları sınırlandırılmıştı. Gezimiz bittiğinde yüzyıllar boyu insanlara ev sahipliği yapan bu alandan büyülenmiş ve kulaklarımızda kuş seslerinin yankıları ile aynı yoldan tekrar otelimize döndük.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here