Ana Sayfa Eğitim Anı (Hatıra) Nedir? Özellikleri ve Kısa Örneği

Anı (Hatıra) Nedir? Özellikleri ve Kısa Örneği

Anı Hatıra Nedir? Özellikleri ve Kısa Örneği

Anı, bir kimsenin başından geçen bir olayı veya direkt şahit olduğu bir olayı bununla birlikte ilk ağızdan duyduğu olayları edebi bir dille anlatmasıdır. Yazar önce olaya şahit olur sonra anlatır. Yapısal özellikleri bakımından otobiyografiye benzeyen anı türü şimdiki zamanda yaşanan olayların yerine geçmiş zamanda yaşanmış olayları konu edinir. Olayların hemen ardından yazıya aktarılması söz konusu olmayan anılar olay üzerinden bir süre geçtikten sonra yazıya aktarılarak okuyucuya sunulur.

Yazılı edebiyatın en yaygın türlerinden biri olarak ön plana çıkan anı türü diğer edebi türlerin içerisinde de görülebilir. Ancak bu, anının başlı başına bir edebi tür olduğu gerçeğini değiştirmez. Bununla birlikte oldukça geniş bir çerçevedeki konular anının içeriği olabilir. Yaşanmış, duyulmuş veya aktarılmış her türlü olay anı türünün konusu olabilir. Ancak bu metinlerin edebi bir düzen içerisinde yazılması ve anlatılması gerekir.

Dünya Edebiyatında Anı Türü

Dünya edebiyatında ilk anı örneği MÖ. Yaşamış olan Yunan sanatçı Ksenophon’unAnabasis” adlı eseri ilk anı örneği olarak kabul edilir. Bununla birlikte dünya edebiyatında birçok yazar anı türü sayesinde anılarını kaleme almış ve kitaplaştırmıştır. Dolayısıyla ortaya çıkan anı (hatıra) defterleri okuyucularda hem yazıldığı dönem hakkında bilgi verici olmuş hem de edebiyatın önemli şahsiyetlerini daha yakından tanıma imkânı vermiştir. Bu bilgiler ışığında dünya edebiyatında önemli anı yazarlarını şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Eflatun
  • J.J. Rousseau
  • Saint Simon
  • Goethe

Türk Edebiyatında Anı Türü

Türk edebiyatında da oldukça büyük bir öneme sahip olan anı türünün ilk örnekleri Göktürk kitabeleri kabul edilir. 8. Yüzyılda dikilmiş olan kitabelerde Bilge Kağan ve kardeşi Kül Tigin’in devlet ve millet için yaptıkları, başlarından geçen olaylar anlatılır. Bu yüzden Türk edebiyatının ilk anı örnekleri arasında gösterilir.

Bununla birlikte Osmanlı döneminde vakanüvisler tarafından kaleme alınan menkıbeler, sefaretnameler ve savaşların anlatıldığı tarih kitapları her biri içlerinde anı türünün en güzel örneklerini taşır.

Tanzimat dönemine gelindiğinde ise Ziya Paşa, Muallim Naci, Namık Kemal gibi sanatçılar anı türünde eserler vermişlerdir. Bu dönemden sonra Halit Ziya Uşaklıgil batılı örneklerine oldukça benzeyen “Kırk Yıl” isimli anı kitabını yayımlamıştır. Türk edebiyatında anı türünde eser veren bazı yazarları ise şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Yahya Kemal Beyatlı
  • Yakup Kadri Karaosmanoğlu
  • Falih Rıfkı Atay
  • Orhan Kemal
  • Abdülhak Şinasi Hisar

Anı Türünün Özellikleri

Kendi başına edebi bir tür olan anının özelliklerini şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Anı türü okuyanlar için öğretici nitelik taşır. Olayın geçtiği dönemi ve yazarı hakkında okuyanlara bilgi verir.
  • Anı yazılırken işlenen konunun yaşanmış olaylar olması gerekir. Hayali kurguyla yazılan anılar hikâye edilmiş olur.
  • Tarihi açıdan da önemli olan anılar anlatıldığı dönem için birer belge niteliği taşımaktadır.
  • Anılar genellikle baştan geçen bir olayı aktarmak ve bunun yanında olayın geçtiği döneme dair olaylara açıklık kavuşturmak için yazılır.
  • Yazar olayı anlatırken bütün yönleriyle ve objektif bir şekilde anlatır.
  • Anılar yazılırken sürükleyici bir dil kullanılması anının daha çekici ve okunur olmasını sağlar.
  • Anı yazarları olayla ilgili ellerindeki belge ve resimleri anı kitabına ekleyerek anlattıklarını görsel olarak da destekleyebilir.

Anı Örneği

Hiç unutmuyorum. Üniversite son sınıf öğrencisiydim. İlk üç senem üniversitede biraz boş geçmişti. Dersler oldukça birikmişti. İlk üç senenin bu kadar boş geçmesi dersler ve gelecek konusunda beni kaygılandırmaya da başlamıştı. Son iki senem kalmıştı. Ne yapıp edip dersleri vermeli ve zamanında mezun olmalıydım.

Okuluma ve derslerime çok daha fazla önem vermem gerekiyordu. Artık alttan ders bırakma lüksüm de kalmamıştı. Bir hırsla üçüncü sınıfın ikinci döneminde derslere asılmaya başladım. Günler birbirini kovalıyor, sınavlar dersler, ödevler hepsini tek tek uğraşıp, çalışıp geçiyordum.

Son sınıfa geldiğimde önümde sadece üç ders kalmıştı. KPSS çalışmaları sebebiyle de okula fazla uğramıyordum. Derslerin sadece sınavlarına giriyordum ama bazı hocalar devamsızlık konusunda oldukça titizdi. Yine bir dersin sınavına girmek için okula gittim ve girdiğim sınavdan doksan üzeri puan aldım.

Artık okulun son günleri yaklaşmış herkesi mezuniyet heyecanı sarmıştı. Sınava girdiğim dersin hocası bütün sınıfın harf notunu sisteme girmiş ancak benimkini girmemişti. Şaşırdım. Aklıma getirmemeye çalışsam da acaba devamsızlıkla alakalı bir problem mi olacak diye de düşünmeden edemedim.

Hocanın odasına gittim ve durumu sordum. Tahmin ettiğim gibiydi. Devamsızlık yüzünden kalacağımı söylüyordu. Neredeyse bütün beş yılın derslerini son iki yıla sığdırıp hepsini veren ben son sınavda doksan üzeri puan aldığım dersten kalmak üzereydim ve okulum uzayacaktı. Hocaya durumu izah etmeye çalıştım ancak ikna oldu mu olmadı mı tam bilemiyordum. Bana en son yarım saate kadar notunu sistemde görürsün demişti. İçim içimi yiyordu. Sonuç ne olacaktı.

Yarım saat sonra sisteme girdiğimde dünyanın en bahtiyar insanıydım. Anlayışlı hocam dersten beni bırakmamış ve istediğim puanla okuldan beni mezun etmişti. İki yıllık emeğim de boşa gitmemiş oldu.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here